seks oyunları

yiğitcan erdoğan

Şu anki durumumdan bahsetmek istiyorum sizlere biraz. Ankara’da yaşıyorum. Her Ankara sabahı gibi, bu sabah da korkunç bir üşümeyle uyandım. Saate baktım, kız arkadaşımı aramak için fazla erken olduğunu düşündüm. Telefonumda bir mesaj vardı. Geçtiğimiz günlerde hangi mesleklerden kadın ve adamlarla beraber olduğumuzu tartıştığımız kadın ve adam arkadaşlarımdan birinden bir mesaj vardı, mesaj o tartışmaya onun adına yeni bir kategorinin eklendiğini ifade ediyordu: Avukat. Yalpalaya yalpalaya tuvalete gittim, döndüm, bilgisayarımın karşısına oturdum ve kabaca elimi bir sigaraya uzattım. Yazıya nasıl başlayacağımı düşündüm, sonra yazıya nasıl başlayacağımı düşünmeyi yazmaya karar verdim. İşim bir hayli zor çünkü. Bu yazıda seks oyunlarından söz edeceğim.

Nedir seks oyunları? Böyle bir tanımı nasıl yaparsınız? Benim gözümde ve bu yazının nezdinde tek bir tanımı var bunun, birleşme sırasında iki partnerin herkesin veya bir kişinin zevk alımını ve tatmini arttırmak için yapmak için kabul ettiği, bir veya her tarafın bir role bürünüp yaptığı tüm aktiviteler. Burada rol noktası önemli, çünkü benim gözümde oyunlarla normali ayıran şey, oyunlarda oyuncunun daima bir rol içerisinde olmasıdır, oyun basit bir zar atma oyunu olsa dahi. Bunun seks içindeki karşılığı ise daima direkt bir rol yapma olması gerekmeyen bir şeydir (örneğin bir tarafın polis, bir tarafın suçlu kılığına girmesi) seks sırasında alınan pozisyonların doğası gereği bir tarafın pasif, bir tarafın aktif kalması dahi bir rol olarak kabul edilebilinir. Yapılan hareketlerin niyeti de bu benimsenen rolleri teşvik ediyorsa o hareketler de oyun kapsamına girer; örneğin, seks sırasında partnerin kalçasına vurmak neredeyse her çiftin yaşadığı ve sonucunda nadiren garipsenen bir şeydir, fakat surata atılan bir tokat seksten tokatı atan veya yiyenin farklı bir oyun aracılığıyla tatmin olduğunu işaret edebilir. Tabii buradaki kullandığımız “oyun” terimi kazanmak için oynandığı kadar oynanmak için de oynanabilir, bu ince ayrımı başka bir yazıda anlatacağız. Şimdilik, asıl meselemize devam edelim.

Seksten ne beklersiniz? Cinsel devrimin başlangıcı olarak da kabul edilen “The Joy of Sex” kitabının yazarı muhteşem Alex Comfort seksin amacını üç R olarak açıklar. Reproductive, yani üreme amaçlı, relational, yani ilişki kurma veya bu ilişkiyi yaşama amaçlı ve recreational, eğlence amaçlı. Doğum kontrol ürünleri bu kategorilerin varlığına sebep olmuştur ancak bu kategoriler tabii birbirleriyle çakışırlar. Şimdilik Doktor Comfort’ın kitabına detayıyla girmeden bu üç kategoriyi inceleyelim. Bir insan yaratalım bu yazı için. Bu insan, seksin birincil amacının üreme olduğuna inanan biri. Belki Katolik, belki de dinle alakası yok, kendi düşünceleri. Önüne de iki kadın koyalım. Biri çocuk yapmaya fiziken ve zihnen meyilli, diğeri ise iki bölgede de pek değil. Hangisini seçeceğini tahmin etmek zor mu? Bu biraz evrimsel de olabilir, hayali insanımız bilinç altında çocuk yapabilecek bir partner aradığı için kadınını büyük kalçalı, erkeğini güçlü yapılı seçebilir. Veya evrimsel psikoloji yanılıyor da olabilir. O durumda da büyük ihtimalle hayali partnerlerimiz bir kafede oturup sekse bakış açılarını tartışırlar, ve ortak bir nokta bulmanın sevinci onların beraber olma ihtimalini güçlendirir. Bu bir seks oyunu değil, bu bir mod tercihi, ama gördünüz mü yatağın dışına nasıl taştı? Diğerlerinin sınırı nedir o zaman? Yani gerçekten oyun olanların?

Pozisyon bu oyunların en basiti. Heteroseksüel sevişmelerde genel olarak üç ana pozisyonun varlığından söz edilebilinir, her ne kadar varyasyonlar sınırsız olsa da. Birincisi, misyoner olarak tabir edilen, kadının sırt üstü yatıp, erkeğin ona yarı-paralel bir durumda penetrasyonu gerçekleştirdiği pozisyon. İkincisi, kadının üstte olduğu, erkeğin sırt üstü yattığı pozisyon ve üçüncüsü, kadının ellerinin ve dizlerinin üstüne çöküp, erkeğin dizlerini kırıp seksi başlattığı pozisyon. Bu resimde bir sıkıntı görüyor musunuz? Hangi pozisyon burada kadını seksin daha az işteş olabileceği bir duruma atıyor? Yüzü olaya dönük, erkeğin seks için ihtiyaç duyduğu tek organını ona sunmuş ve kendisi olaydan diğer pozisyonlara göre daha kopmuş vaziyette. Şimdi kritik soru geliyor: Erkeğin o pozisyonda sahip olduğu statü, yatağın içinde kalır mı? O pozisyon, eğer erkeğin “daha sevişmiş” olduğu durumunu yaratan bir oyunsa, o oyun meta-oyuna, yani yatağın dışına nasıl sıçramaz? Daha da net konuşalım ve homoseksüel çiftlerden bir iki terim ödünç alalım noktamız için. Homoseksüel çiftlerde bu pozisyon sıkça kullanılır. Ve homoseksüel lügatta “aktif” ve “pasif” şeklinde iki terim vardır. Aktif bu pozisyonda penetre eden, pasif ise penetre edilen olarak ifade edilir. Ve bu aktif/pasif ayrımı ilişkiye yansır. Aktif olan daha dominant bir hale gelmeye başlar. Yatakta oynanan hüküm oyunu, kafasını yatağın sınırlarından dışarıya da çıkartır. Sekste hükmeden, yavaşça ilişkide de hükmetmeye başlar. Tabii bu noktada tekrar altını çizmekte fayda var, bu pozisyonların temel ayrımı cinsiyet kimlikleri üzerinden belirlenmemektedir, erkek pasif, kadın aktif olabileceği gibi, hiçbir partner böyle bir role bürünmeyebilir de. Burada asıl anlatılması istenen konu, pozisyon gereği bürünülen rollerdir, bunlar seksin genel yapısı içerisinde mecburi kılınan roller değillerdir.

Peki ya daha karmaşık oyunlar? Bunların hepsinin ilişkide karşılıkları vardır, bir veya öteki şekilde bunlardan söz edilebilinir. Partneri tarafından yatakta tokatlanma, canını yakılması gibi şeyler talep eden bir eş, ilişkide de bunu ister. Belki öğretilmiş bilinci gerçek hayatta tokatlanmasının bir ilişki bitirici faktör olarak not edilmesine sebep olmuştur ama bu yatakta kendini bırakır, yatakta tokatlanmayı seks oyunları içerisine dahil edip bu yöndeki arzusunu meşrulaştırabilir. Bunun ilişkide kendini gösteren tarafı ise daimi tehdit olabilir veya ezilme ihtiyacı veya devamlı kuvvetli partnerlere meyletme arzusu. Bir veya öteki şekilde bu kendini belli eder. Seks oyunlarının doğası değiştikçe, partnerlerin de doğası değişebilir. Gayet egalitaryan başlayan bir ilişki, partnerlerden birinin seks oyunları yön değiştirdikçe farklı bir eksene kayabilir. Veya daha da basiti, partnerler oynadıkları oyunlarda büründükleri rollere bürünebilirler. Bunun olması çok olanaksız değildir, misal, üstteki örnekte can yakan biri kendini yatağın değil, partnerle olan ilişkinin dışında da şiddete daha meyilli bulabilir.

Seks oyunları diye bir şey vardır. Bu düpedüz rol yapma oyunları da olabilir, bir partner liseli bir öğrenci, diğeri ona ceza veren bir öğretmeni olabilir. Belli bir fiziksel tatmin oyunu da olabilir, uygulanan veya uygulatılan şiddet, bir pozisyon, farklı bir penetrasyon biçimi. Ne olursa olsun, bunlar iki şekilde yatağın dışına taşar. Partner, kendi cinsel arzularına sebep olan bir şey varsa onun da dürtmesiyle eşini bu arzuların kök sebeplerine paralel bir şekilde arar, yatakta şiddet görmek isteyen bir insanın derinde cezalandırılmak istediğini düşünmesi ve eşlerini de buna göre dominant insanlardan seçmesini öngören teori gibi. Ya da basitçe bu arzusu onun hangi tip insanları beğendiğini de tanımlar. Üstteki liseli-öğretmen örneğinde hep liseli olmak isteyen biri öğretmenlerinden birine benzeyen bir partneri daha da çok beğenebilir. Yani seks oyunları zarları yatakta atılan bir şeydir, ama o zarlar o yatakta kalmaz. Kalması bir veya öteki şekilde mümkün değildir.