oyungezen bir kapitalizm: oyungezer’in ‘savaşı’

k. mehmet kentel

insan ayrıldığı dergisinden bahsetmeye ne kadar süre sonra başlayabilir? 22 ay yeter mi? fareler oyunda’da yazdığım her yazı, hatta fareler oyunda’nın kendisi bile, oyungezer’e değerek varolmuyor mu zaten?

oyungezer’in ekim sayısını, ayın 30. gününde aldım. yolda yürürken pakedi açtım, içinde kendi yazım olduğu zamanlarda da öyle yapardım, alışkanlık. karşıdan karşıya geçerken ezilmemeye çalışarak sayfalara göz gezdirdim. editörün günlüğü’ne baktım sonra, arka arkaya sıralanmış birkaç cümle gördüm. artık oyungezer hakkında yazma vaktim gelmişti.

ilk baldur’s gate’in dergiler için hazırlanmış kapak görseli olan bu resme baktığımda kendimizi görüyorum. her şeyiyle bizi çiğneyip öğütmeye güdülenmiş kapitalist dünyaya karşı direnişimizi… ama bu resmin tam olmadığını söyleyeyim size. kadraja sığmayan bir bölümü daha var. o uçurumun kenarında duran ve canavara kafa tutan biz isek, arkamızda da on binden fazla kişiden oluşan bir sever ordusu var. siz varsınız.

bu satırlar sinan akkol‘un. oyungezer, kapitalizme karşı. ne büyük savaş. oyungezer’in kurucu kadrosunun bir parçası olarak, bu muhabbetin beni çok sıktığını söyleyerek lafa girmek istiyorum.

david (oyungezer), goliath (kapitalizm) ve severler...

oyungezer, çok özel bir dergi. kurulurken öyleydi, hayatta kaldığı sürece de öyle olacak. level’ın doğan grubu tarafından satın alınmasıyla, level’ın geleceği koca bir holdingin kâr zarar hesaplarına bağlanınca, oyun hakkında konuşması beklenen insanlar bir plazanın bölmeli ofislerine mahkum edilince, “başka bir şey mümkün” diyen üç editörün ve onların peşine takılan diğer yazarların ortak olduğu bir hayal olarak başladı oyungezer’in hikâyesi. para kısıtlı, emek ve fedakârlık çok fazlaydı. ama en çok olan, heyecandı. yan yana gelmekten keyif alan, onlara dayatılan yolun dışına çıkabilmiş olmanın coşkusunu sürekli yaşayan insanların ortak olduğu heyecan.

“sıkılacak tek bir kurşun” vardı, “üç ayda düzlüğe çıktık, çıktık, yoksa…”ydı, her ay satış raporlarını endişeyle bekleyen genç insanlardı. gtalk penceresinde “5500”ü gördüğüm o gün yaşadığım hayalkırıklığı, “8000”i geçtiğimiz gün hissettiğim coşkuydu oyungezer.

oyungezer büyüdü, genişledi. ofisi taşıdı, ekibi büyüttü. yazar kadrosu serbest yazarlardan ofisiçi bir kadroya evrildi. tarifesi yıllar öncesine fikslenmiş telifler birikti, önemli değildi, zamanla, yavaş yavaş ödenmekteydi. matbaalarla, dağıtım tekelleriyle, rekabeti çok çirkin biçimde ve dergicilik standartlarını yerlerde sürüyerek yürüten bir holding dergisiyle baş etmeye çalışmakla uğraşıldı aylarca.

ek gelir kaynakları yaratmak gerektiği söylendi. belli ki bir tür mantık bunu gerektiriyordu. yeni projeler girmeye başladı ofisten içeri. oyun turnuvaları, oyun satın alınan internet siteleri (ttnet oyun), free2play oyunları için, oyungezer’e hiç de benzemeyen yeni bir dergi, lüks bir otelin içinde, “yetişkinler için oyun kulübü” olan the game. böylece oyun hakkında konuşmaktan ve yazmaktan hoşlanan insanlar olarak kapısından girilen oyungezer, o insanlardan yöneticiler, uygulayıcılar, terimlere hâlâ aşina olmadığım için sayamayacağım ama oyunsuz bir meslek kültürünün parçaları olan insanlara dönüştüler…

oyungezer, level’la rekabet ediyordu. level, şüphesiz, türkiye’nin en büyük kapitalist gruplarından birinin dergisiydi, kapitalist şartlarla iş görmekteydi. oyungezer, level’la rekabet ederken, bu şartların hepsini bünyesinde topladı. yukarıda bahsettiğim belli bir tür mantık, işte bu kapitalist mantıktı. çünkü bu mantığa göre, büyümezsen, batardın. oyungezer batmamak için büyüdü. tamamı büyük ve açıkça kapitalist işletmelerle anlaşmalar yaptı. oyungezer, kapitalist bir dünyada kendine yer açmaya çalışan kapitalist bir işletmeye dönüştü. ne eksik, ne fazla.

tüm bunlar, oyungezer’in kurucu kadrosunu günahkâr yapmıyor. dünyada hemen herkesin seçtiği bir yolu seçip tutunmaya çalıştılar, öyle gözüküyor ki başarılı da oldular. kaldı ki, tüm kapitalist işletmeleri aynı düzlemde birleştirip, “ha bu, ha o” diyecek kadar kör de değilim. anadolu grubu çevreyi kirlettiği için efes içmemeyi, örgütlenen işçileri işten çıkartan yörsan’ı tüketmemeyi seçmek nasıl farklı kapitalist işletmeler arasında seçim yapma zorunluluğu ortaya koyuyorsa, oyungezer’in de elbette doğan grubu’nun bir ürünü olan level’a göre saymakla bitmeyecek artısı vardır.

ancak bu durum, oyungezer’i kapitalizme karşı mücadelenin bir neferi yapmaz. değer verdiğim oyungezer insanları, artık bu söylem üzerinden kendilerine bir sempati ve meşruiyet yaratmaktan vazgeçmeliler, çünkü inandırıcı olmaktan çok uzaklar. bu sadece bir inandırıcılık meselesi de değil üstelik. kapitalizme karşı amatör ruhun savaşı olarak lanse edilen durum, dergi içindeki işçi-işveren ilişkilerinin de, özveri söylemi üzerinden suistimal edilmesine olanak veriyor. okuyucuya karşı “kapitalizme bir tekme”, yazara karşı “birazcık daha özveri”, türkiye’nin en büyük şirketleriyle ortaklık kurarken ise “profesyonellik” yüzüyle konuşmak, ortaya çok dengesiz bir durum çıkartıyor.

***

dergiyi tekrar elime aldım. sinan’ın giriş yazısının solunda gigabyte’ın reklamı var. sayfayı çevirdim. star wars’un blu-ray disklerinin tiglon tarafından verilmiş iki sayfa ilanı var. biraz daha ileride toshiba, türk telekom, pentax, asus, imaclove dergisi, kendisi direkt bir reklam mantığına yakın çalışan organize sanayii bölümü ve log dergisi reklamlarını gördüm. reklamlar çok geldiğinde sevindiğimizi hatırladım.

oyun piyasası için, piyasanın ürünlerine yer veren ve piyasanın ürünü bir dergi yapmak ayıp bir şey değil. ama “her şeyiyle bizi çiğneyip öğütmeye güdülenmiş kapitalist dünyaya karşı direniyor” olduğunuzu düşünmek, ayıp değilse de, saflık. eğer bir aralar direnme niyeti vardıysa gerçekten ortada, geçmiş olsun, direniş düşmüş. şimdi buna uygun bir söylem benimsemekte fayda var.

bu arada kasım ayı oyungezer’in 4. senesi oluyor. dilerim o kasım 2007′deki heyecanı hâlâ içinde taşıyan en az bir kişi çalışıyodur oyungezer bünyesinde. hepsinin, ama en çok onun, kutlu olsun doğumgünleri… soldaki kapak, benim hayatımın en özel parçalarından biri hâlâ.